Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır. · Sözle anlatılan şey, yalan bile
olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da. · Canım
bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım.
Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o
sözden de. · Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir.
Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul
olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. · Mumundur karanlık veren sana.
Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık,
yaşamak fayda vermez. · Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça
olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz. · Aşıkların gönüllerinin
yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. · İki
parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen
göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru,
uğursuz nefsin parmağına ait işte. · İnsan, gözden ibarettir aslında, geri
kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir. · A kardeş, keskin kılıcın
üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme. · Bir gömlek
derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana. · Dün geçti
gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne
değmezsin. · O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda
ne bir fazlalık var ne bir eksilme. · Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci,
mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten
sonra · Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa
aferin. · Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun
üzüm salkımını görebilir misin ki? · Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç.
Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç. · İnanmışsan, tatlı bir hale
gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de
kafirleşir, acılaşır sana.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Hadis-i şerifte, (Ümmetim
yetmiş üç fırkaya ayrılır, yetmiş ikisi Cehenneme gider, yalnız bir fırkası
kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) buyuruldu. Bu
fırkaya Ehl-i sünnet denir. (2/67)
Kendimize
hiç sorduk mu acaba ? Yaşamın neresindeyim, imanımın neresindeyim,...
ve dahi neresindeyimin neresindeyim. Belki ömrümüzün son demlerini
yaşarken böylesine kendimize zaman ayırıp hesap görebildik mi ? Bunları
öylesine unutmuşuz ki bir türlü fırsat bulamıyor, vakit ayıramıyoruz.
Ötesi kendimizi, sevdiklerimizi, hayallerimizi, düşüncelerimizi de
eklersek müthiş derecede zavallı duruma gelen bizler bu duruma daha ne
kadar tahammül edebiliriz. Bunlar kesinlikle isyan değil. Üzüntümüzün,
sıkıntımızın bir türlü kendimizi bulamamış olmanın buhranı, çevremizin,
insanların, değer yargılarımızın dejenere olması, dostlukların,
arkadaşlıkların menfaatlere kurban edilmiş olması ve düzeni çıkar,
maddiyat olan zihniyet.
Herşeyimizi
insan olarak maneviyatımızı, saflığımızı, temiz düşüncelerimizi,
güvenimizi, sevgimizi, saygımızı en önemlisi takvamızı [ imanımızı ] çalma uğraşı içindeler. Tabiri
caizse, pamuk ipliğine bağlı imanımızı güçlü, kuvvetli hale getirmek
şöyle dursun; hergün belki sayısız günah işleyip tövbe - istiğfar
etmeden, ar damarı çatlamışcasına, emr-i bil maruf'u bırakıp nehy-i
anil münker'i terk ederek kısaca ALLAH'tan (c.c.) uzaklaşarak kendimizi
nasıl bir ateşe attığımızı göremiyor muyuz?
Biz
aramalıyız ihlasımızı, gönül ateşimizi,gönül zenginliğimizi, kalbimizin
heyecanını bu öyle bir hasret ki; gönül gözü açık kalple muazzam bir
tatlılık, zevk ve tarifi olmayan duygularımızın lezzetini bulmak, ulvi
derecelere ulaşmak gerekiyor.Sabretmesini bilmiyor, devamlı hata yapıyoruz.
Yani hergün için yeni bir sayfa açıyor olmamızla beraber, birgün temiz, beyaz sayfaların biteceğini bilmeliyiz biliyoruz. İnsan
bir boşluk ve amaçsızlık içinde hissedebilir kendini. Sanki şu ana
kadar bahsedilenler de bir karamsarlık hissedilse de esası hesapsız yaşamanın bir faturası sonunda ağır olabilir.
Bu
yüzden dir ki gün bugün ise hesap bugünden görülmeli yapılan hatalardan
bir ders almanın vakti geldide geçiyor. Zaman değerli su misali akıp
gidiyor. Şuurlanmalıyız. Rabbimizden hakkıyla korkmalıyız ibadet ve taatta bulunmalıyız.
İmanımızı kurtarmalıyız. Mevlamızın kulları olarak rahmetineyürüyebilmeliyiz. Rahmetini celbeedecek bir ömür yaşamalıyız. Huzur iklimine güzelliklere doğru yol almalıyız.
" Aşk'ı unutmuştuk, AŞIK olmalıyız BiZ. "
RıZa BeRKaN GÜLER
/21.05.2003
HAYIRLA KALIN
Her şey ama herşey gönlünüzce olsun. Tüm güzellikler sizi bulsun.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Hiçbir Emanetin Zayi olmadığı Yüceler Yücesi ALLAH'a emanetsiniz.